WHATSAPP MESAJLAŞMALARININ HUKUK YARGILAMASINDAKİ YERİ

WHATSAPP MESAJLAŞMALARININ HUKUK YARGILAMASINDAKİ YERİ

Günümüzde kişiler arasındaki iletişim büyük ölçüde dijital platformlar üzerinden yürütülmekte olup, özellikle WhatsApp gibi anlık mesajlaşma uygulamaları gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Taraflar arasındaki borç ilişkileri, ticari anlaşmalar ve hatta hukuki sonuç doğuran beyanlar dahi artık bu platformlar üzerinden gerçekleştirilmektedir.

Bu dönüşüm, beraberinde önemli bir hukuki soruyu da gündeme getirmektedir: Dijital ortamda yapılan yazışmalar, özellikle WhatsApp mesajları, mahkemelerde delil olarak kullanılabilir mi?

Uygulamada pek çok kişi, sahip olduğu WhatsApp yazışmalarının tek başına davayı ispatlamaya yeterli olacağını düşünmekte; ancak bu yaklaşım çoğu zaman hukuki gerçeklikle örtüşmemektedir. Zira medeni usul hukukunda deliller belirli kurallara tabi olup, her veri türü aynı ispat gücüne sahip değildir. Bu nedenle WhatsApp yazışmalarının hangi şartlarda delil sayılacağı, hangi durumlarda yetersiz kalacağı ve ne şekilde değerlendirilmesi gerektiği önem arz etmektedir.

WhatsApp mesajlarının yargılamadaki yeri; ağırlıklı olarak HMK m. 199 (belge), m. 202 (delil başlangıcı) ve m. 189/2 (hukuka aykırı delil yasağı) hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu yazımızda, WhatsApp mesajlarının Türk hukuku bakımından delil niteliği; Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri ve Yargıtay kararları ışığında ele alınacak, uygulamada karşılaşılan sorunlar ve dikkat edilmesi gereken hususlar ayrıntılı şekilde incelenecektir.


DELİL KAVRAMI VE HUKUKİ ÇERÇEVE

Muhakeme hukuku açısından delil, uyuşmazlık konusu olayın gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda hâkimde bir kanaat oluşturmaya yarayan ispat aracıdır.

Medeni usul hukukunda deliller:       

  • Kesin deliller
  • Takdiri deliller

olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Kesin deliller; ikrar, senet, yemin ve kesin hükümdür. Takdiri deliller ise tanık, bilirkişi, keşif ve kanunda sayılmamış diğer delilleri kapsamaktadır.

Takdiri deliller bakımından sınırlı sayıda olma zorunluluğu bulunmadığından, teknolojik gelişmelerle ortaya çıkan yeni veri türleri de bu kapsamda değerlendirilmektedir.


WHATSAPP MESAJLARININ “BELGE” NİTELİĞİ

Kanunlarımızda belge; takdiri deliller arasında sayılan bir delil türüdür. HMK m. 199 uyarınca, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli elektronik veriler de “belge” olarak kabul edilmektedir.

Bu kapsamda:

  • Yazılı veya basılı metinler
  • Görseller
  • Ses kayıtları
  • Elektronik ortamdaki veriler

hukuken belge niteliğindedir.

Bu çerçevede kanunlarımızda kesin olarak belirtilmemiş olsa da WhatsApp mesajlaşmalarının vakıaya yönelik yazılı bilgi içerdiğinden belge sıfatına haiz olduğu Yargıtay kararları doğrultusunda değerlendirilmektedir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E. 2017/1014 K. 2020/4488 T. 10.6.2020; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2015/14813 E. – 2016/2351 K)


DELİL BAŞLANGICI OLARAK WHATSAPP YAZIŞMALARI

HMK m. 202’ye göre delil başlangıcı; bir hukuki işlemi tamamen ispat etmeye yeterli olmamakla birlikte onu muhtemel gösteren belgedir.

WhatsApp yazışmaları:

  • Karşı tarafça gönderilmişse
  • İddiayı destekliyorsa

çoğu durumda delil başlangıcı niteliği taşır.

Ancak bu nitelik otomatik olarak kabul edilmez; uygulamada belirli kriterlerin sağlanması gerekir.


YARGITAY UYGULAMASI: MESAJLAR HER ZAMAN YETERLİ Mİ?

Teorik olarak WhatsApp yazışmalarının “belge” ve çoğu durumda “delil başlangıcı” olarak kabul edildiği yönünde genel bir çerçeve çizilebilse de, uygulamada belirleyici olan yargı mercilerinin değerlendirmesidir.

Yargıtay kararları incelendiğinde, bu tür yazışmaların her somut olayda aynı ağırlıkta kabul edilmediği; delil değerinin büyük ölçüde:

  • Mesaj içeriğine
  • Açıklığına
  • Aidiyetine
  • Diğer delillerle uyumuna

bağlı olarak değiştiği görülmektedir.

Özellikle mesaj çıktılarının manipülasyona açık olduğu değerlendirmesi nedeniyle mahkemeler:

  • Mesajın kimden geldiği (aidiyet)
  • Değiştirilip değiştirilmediği (bütünlük)

hususlarında tereddüt varsa, bu yazışmaları tek başına yeterli görmemektedir.


UYGULAMADA KRİTİK KRİTERLER

Yargı kararları doğrultusunda WhatsApp yazışmalarının delil değerini belirleyen temel unsurlar şunlardır:

1. Aidiyet

Mesajın gerçekten karşı tarafa ait olup olmadığı açık olmalıdır. Özellikle telefon numarasının ve hesabın kime ait olduğu bilgileri çok önemlidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/287 E., 2023/1549 K. sayılı kararında da bu durumu şu şeklide belirtmiştir;

“Her ne kadar davacı, delil olarak whatsapp yazışma çıktılarına dayanmış ise de, whatsapp yazışmalarının delil başlangıcı kabul edilip bu hususta tanık dinlenilebilmesi için, iddiaya konu whatsapp mesajının davalı tarafça gönderildiği hususunda tereddüt bulunmamalıdır.

Davacının telefonu üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda ilgili mesajların telefonda bulunmadığı görülmüş olup, davacı da mesajları telefonundan sildiğini beyan etmiştir.

Bu durumda, davalı tarafından gönderilip gönderilmediği tespit edilemeyen whatsapp yazışma çıktıları delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceğinden, tanık beyanlarına da itibar edilemeyecektir.”

2. Bütünlük

Taraflar arasındaki konuşmalarda montaj olması veya taraflardan birinin lehine kesilip biçilmesi teknik kesinlik sorun doğuracaktır.

3. Doğrulanabilirlik

Mesajların cihaz üzerinde veya bilirkişi incelemesiyle doğrulanabilmesi önemlidir.

4. Açıklık

Mesajlarda açık ifadelere yer verilmeli, borç ilişkisi varsa bu borcun miktarı ve cinsi ile kime ait olduğu net şekilde belirtilmeli. Söz konusu borcun ödenmesi taraflar arasında bir vade şartına bağlanmışsa bu tarih veya arada geçecek olan süre açıkça yazılmalı. Yargıtay güncel bir kararında bu hususun üzerinde durmuştur.

Söz konusu uyuşmazlık davacının davalıya 2018 Ağustos ayında 60 cumhuriyet altınını bozdurmak suretiyle verdiği 90.000TL borç paranın takip tarihi itibariyle altın değeriyle talep etmesi üzerine mahkemeye taşınmıştır.

Davalı taraf 2022 Ocak ayında borcun 40.000 TLsinin ödendiğini, davacı tarafından gönderilen borcun TL cinsinden gönderildiğini ve açıklama kısmında başkaca herhangi bir açıklama olmadığını belirterek 60 cumhuriyet altını üzerinden ödünç sözleşmesi yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüştür.

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan incelemede de davalının altın cinsinden borcu kabul ettiğinin anlaşılmadığı, dekontlarda altın karşılığı gönderildiğine dair açıklama bulunmadığı ve Whatsapp mesajlarında davalının altın cinsinden borcu olduğunu kabul ettiğine dair herhangi bir beyanı olmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2543 E. , 2025/6221 K)

5. İkrar

Mesajlar tek taraflı olmamalı ve karşı tarafın açıkça kabul beyanı bulunmalıdır.

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/54 E., 2021/1193 K.

“Whatsapp mesajlarının, davacı tarafın iddialarını ikrar edici nitelikte içeriğinin bulunması yanında her iki tarafın telefonu üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile kayıtların birbirini doğrulaması halinde yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi mümkündür.

Davalının whatsapp mesajlarının içeriğini hatırlamadığını ve telefonunda kayıtlı bulunmadığını bildirmesi karşısında, belirtilen nitelikte bilirkişi incelemesi yapılması mümkün olmadığı gibi açıkça davalı tarafça mesajların içeriğinin kabul edilmemesi nedeniyle yazılı delil başlangıcına konu olamayacağı…”

6. Hukuka Uygunluk

Söz konusu mesajlar hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş olmalıdır. Aksi takdirde bu ekran görüntülerinin saklanması ve kullanılıp paylaşılması özel hayatın gizliliği konusunda ayrıca şikayete ve ihlale konu olabilir.

7. İspat Rejimi

Uyuşmazlığın senetle ispat zorunluluğuna tabi olup olmadığın tespiti büyük önem arz etmektedir. Senetle ispat zorunluluğu (HMK m.200), belirli bir tutarı (2026 yılı için 41.000 TL) aşan hukuki işlemlerin (borçlanma, sözleşme vb.) tanıkla değil, sadece yazılı belge (senet) ile ispatlanması kuralıdır. Bu durumda taraflar, iddialarını tanıkla veya takdiri delillerle doğrudan ispat edemezler.


WHATSAPP YAZIŞMALARININ DELİL GÜCÜ NASIL ARTIRILIR?

Günlük hayatta ikili ilişkilerimizde büyük yer tutan WhatsApp yazışmalarının “dosyaya koydum, delildir” düzeyinden çıkarılıp mahkeme nezdinde kabul edilebilir ve ispat gücü yüksek bir delil hâline gelebilmesi için atılması gereken adımların bulunmaktadır.

Özellikle mahkemelerin söz konusu incelemelerde ele aldığı en önemli iki eksen aidiyet ve bütünlük kavramlarıdır. Aşağıda birkaç başlıkta gereklilikler ele alınmaktadır:

Aidiyet (Kim Gönderdi?) ve Bütünlük (Değiştirildi mi?) Konusunda Tereddüt Kalmaması

WhatsApp delilinde mahkemelerin üzerinde en çok durduğu konu, çıktının kime ait olduğu ve değiştirilip değiştirilmediğidir. Bu yüzden delil niteliğini güçlendirmek için hedef şudur:

  • Mesajı gönderen/alan hesap-numara hattının kime ait olduğu (aidiyet)
  • Mesaj içeriğinin kesilmemiş, oynanmamış olduğu (bütünlük)
  • İçeriğin cihaz üzerinde doğrulanabilir olması (doğrulama)

Bu noktada Yargıtay’ın açık uyarısı şudur: Mesajın karşı tarafça gönderildiği hususunda tereddüt varsa ve mesajlar telefonda bulunamıyorsa (silinmişse) çıktının delil başlangıcı bile sayılmaması mümkündür.


Yazışmaların Dosyaya Doğru Formatta Sunulması

Sadece tek cümlelik ekran görüntüsü yerine, konuşmanın tarih-saat sıralı akışını gösteren, mümkünse uyuşmazlık konusunu çevreleyen bölümleriyle birlikte sunulması “montaj” şüphesini bertaraf etmek için gereklidir. Bununla birlikte tarih-saat, numara/isim, profil bilgisi gibi unsurları görünür bırakılması da önemlidir. Ekran görüntülerinde kişi adının yanında numaranın da görünmesi, aidiyet tartışmasını tamamen ortadan kaldırmamakla birlikte büyük oranda azaltır.


Vaka Başka Delillerle Desteklenmeli

Mesajlaşmalar söz konusu vakıayı tek başına kesin olarak ispatlamaya yeterli değildir. Ancak o vakıanın varlığını muhtemel hale getirebilir. Bu nedenle, mesajlarda yer alan bir iddianın hukuken ispatlanmış sayılabilmesi için başka bir delille desteklenmesi gerekir. Örneğin aynı tarihlerdeki banka hareketi, dekont, sipariş/teslim kaydı, e-posta, fatura, kargo, işyeri giriş-çıkış kayıtları, tanık vb.


Cihaz İncelemesi Mümkün Kılınmalıdır

Taraflar arasındaki ilişkiyi kanıtlamaya yarayacak hiçbir mesajın silinmemesi ve bu süreçte telefonun sıfırlanmaması gerekmektedir. Çünkü delil toplanması aşamasında “koruma” refleksi esastır.

Yine taraflar arasındaki ilişkiyi aydınlatması açısından mesajlaşmaların önem arz ettiği durumlarda sunulan WhatsApp yazışmalarının taraflar arasında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, mesaj içeriklerinin cihazda mevcut olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi talep edilebilir. Ankara BAM 31. Hukuk Dairesi 2022/277 E., 2022/277 K. sayılı kararında;

“Davacı tarafça taraflar arasında gerçekleştiği belirtilen whatsapp yazışmaları dosyaya delil olarak sunulmuş ise de söz konusu delile ilişkin raporda ve gerekçeli kararda yöntemince olumlu veya olumsuz bir bir değerlendirme bulunmamaktadır. Bu kapsamda söz konusu yazışmaların taraf yetkilileri arasında gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti ile sonuca etkisinin tartışılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

şeklinde hüküm kurulması WhatsApp delilinin olumlu/olumsuz değerlendirilmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığı vurgulanarak bu tür incelemelerin önemi ortaya konmuştur.

SONUÇ

Günümüzde WhatsApp gibi dijital iletişim araçları, taraflar arasındaki hukuki ilişkilerin kurulması ve yürütülmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu yazışmalar, uyuşmazlık halinde mahkemeye sunulabilen ve çoğu zaman ispat sürecine katkı sağlayan veriler olmakla birlikte, Türk hukukunda kural olarak tek başına kesin delil niteliği taşımamaktadır. Nitekim Yargıtay içtihatları da, WhatsApp mesajlarının çoğunlukla “belge” ve “delil başlangıcı” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Uygulamada en sık yapılan hata, bu mesajların tek başına davayı ispatlayacağı düşüncesidir. Oysa mesajların içeriği, açıklığı ve diğer delillerle uyumu belirleyici rol oynamaktadır.

Bu nedenle yalnızca dijital yazışmalara dayanarak hukuki işlem yapılması ciddi riskler doğurmaktadır. Özellikle yüksek meblağlı borç ilişkilerinde:

  • Yazılı sözleşme yapılmaması
  • Açıklamasız para transferleri
  • Destekleyici delil oluşturulmaması

gibi durumlar ileride telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Tüm bu risklerin önüne geçilebilmesi adına, hukuki işlem ve ilişkilerin mümkün olduğunca yazılı ve resmi şekilde kurulması büyük önem taşımaktadır. Sözleşmelerin usulüne uygun hazırlanması, gerektiğinde noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi ve sürecin başından itibaren hukuki destek alınması, uyuşmazlık halinde ispat yükünü önemli ölçüde kolaylaştıracaktır.

Sonuç olarak, WhatsApp yazışmaları tamamen değersiz olmamakla birlikte, çoğu durumda tek başına yeterli olmayan, ancak doğru şekilde kullanıldığında etkili bir destekleyici delil niteliği taşıyan araçlardır. Hak kaybı yaşanmaması ve sürecin doğru yönetilebilmesi için, somut olayın özelliklerine göre bir hukukçuya danışılması ve sürecin bir avukat aracılığıyla yürütülmesi en sağlıklı yaklaşım olacaktır.