TÜRK HUKUKUNDA UNUTULMA HAKKI VE DİJİTAL HAFIZANIN SINIRLARI

TÜRK HUKUKUNDA UNUTULMA HAKKI VE DİJİTAL HAFIZANIN SINIRLARI

Dijital çağın gelişmesiyle birlikte kişisel verilerin internet ortamında uzun yıllar boyunca erişilebilir halde kalması, bireylerin özel hayatı ve kişilik hakları bakımından yeni hukuki tartışmaları beraberinde getirmiştir. Özellikle geçmişte yayımlanan haberlerin, yargı kayıtlarının veya kişisel bilgilerin arama motorları aracılığıyla kolayca erişilebilir olması; bireyin sosyal, mesleki ve özel yaşamında kalıcı etkiler doğurabilmektedir. Bu noktada ortaya çıkan “unutulma hakkı”, bireyin geçmişteki bazı olaylarla sürekli şekilde anılmasının önüne geçmeyi amaçlayan önemli bir koruma mekanizması haline gelmiştir.

Unutulma hakkı genel anlamıyla; güncelliğini yitirmiş, kamu yararı açısından önemini kaybetmiş veya kişinin özel yaşamını gereksiz şekilde etkileyen bilgilerin internet ortamında erişilebilir olmaktan çıkarılmasını talep edebilme yetkisini ifade eder. Bu hak, bilginin tamamen yok edilmesini değil; özellikle arama motorları üzerinden kolay erişimin sınırlandırılmasını hedeflemektedir.

Türk hukukunda unutulma hakkı açık biçimde düzenlenmiş müstakil bir hak olmamakla birlikte, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararlarıyla şekillenen bir içtihat alanı oluşturmuştur. Bu çalışmada, unutulma hakkının ortaya çıkışı, Türk hukukundaki gelişimi ve uygulanmasında dikkate alınan kriterler incelenecektir.


Unutulma Hakkının Ortaya Çıkışı

Unutulma hakkına ilişkin uluslararası ölçekte en önemli dönüm noktalarından biri Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın “Google Spain” kararıdır. Karara konu olayda, yıllar önce mali borçları nedeniyle hakkında yayımlanan bir gazete ilanının arama motorlarında görünmeye devam ettiğini belirten başvurucu, ilgili bağlantıların kaldırılmasını talep etmiştir.

Avrupa Birliği Adalet Divanı, kararında kişisel verilerin işlenmesi ile bireyin özel hayatının korunması arasında bir denge kurulması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme; güncelliğini kaybetmiş, ilgisiz hale gelmiş veya kamusal yarar taşımayan kişisel verilerin arama sonuçlarından çıkarılabileceğini kabul ederek unutulma hakkının temel çerçevesini oluşturmuştur.

Bu karar, yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinde değil, birçok hukuk sisteminde dijital hafıza ile kişilik hakları arasındaki ilişkinin yeniden değerlendirilmesine neden olmuştur.


Türk Hukukunda Unutulma Hakkının Gelişimi

Türk hukukunda unutulma hakkı öncelikle yargı kararlarıyla şekillenmiştir. Anayasa’da doğrudan “unutulma hakkı” başlıklı bir düzenleme bulunmasa da; özel hayatın korunması, kişisel verilerin korunması ve kişinin maddi-manevi varlığını geliştirme hakkı çerçevesinde bu hakkın anayasal dayanağı oluşturulmuştur.

Anayasa Mahkemesi Kararları

Anayasa Mahkemesi, unutulma hakkını ilk kez önemli ölçüde değerlendirdiği kararlarında; bireyin geçmişte yaşadığı olayların sürekli biçimde gündeme taşınmasının kişilik haklarını zedeleyebileceğini kabul etmiştir.

Mahkeme’ye göre internet ortamı, bilgilerin kalıcı hale gelmesine ve çok uzun yıllar boyunca erişilebilir olmasına neden olmaktadır. Bu durum ise bireyin geçmişindeki olumsuz olaylardan kurtularak yeni bir hayat kurabilmesini zorlaştırmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, unutulma hakkını değerlendirirken özellikle şu ölçütlerin dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir:

  • Haberin veya içeriğin güncelliğini koruyup korumadığı,
  • Kamu yararının devam edip etmediği,
  • İlgili kişinin kamusal bir figür olup olmadığı,
  • Toplumun bilgiye erişim menfaatinin ağırlığı,
  • İçeriğin tarihsel veya bilimsel değer taşıyıp taşımadığı,
  • Yayının kişinin şeref ve itibarı üzerindeki etkisi.

Mahkeme’ye göre her bilgi otomatik olarak unutulma hakkı kapsamında değerlendirilemez. Ancak belirli bir süre geçtikten sonra kamusal önemini kaybeden içeriklerin erişime kapatılması veya arama motorlarından kaldırılması mümkün olabilir.

Anayasa Mahkemesi ayrıca, ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasında hassas bir denge kurulması gerektiğini vurgulamıştır. Basın özgürlüğü demokratik toplum açısından büyük önem taşısa da, bireyin sürekli şekilde geçmişiyle anılmasına yol açacak sınırsız bir erişim hakkı bulunduğu söylenemez.


Yargıtay’ın Unutulma Hakkına Yaklaşımı

Yargıtay da çeşitli kararlarında unutulma hakkını kişilik haklarının korunması kapsamında değerlendirmiştir. Özellikle kişisel verilerin gereksiz şekilde yayılmasının önlenmesi ve özel hayatın korunması bakımından unutulma hakkının önemli bir araç olduğu ifade edilmiştir.

Yargıtay kararlarında dikkat çeken temel yaklaşım; bireyin geçmişte yaşadığı olumsuz olayların sürekli şekilde gündemde tutulmasının sosyal yaşam üzerinde ağır sonuçlar doğurabileceğidir.

Örneğin, yıllar önce mağdur olunan bir olayın kitaplarda veya internet arşivlerinde kişinin açık kimliğiyle yer almaya devam etmesi durumunda; üstün bir kamu yararı bulunmuyorsa kişinin özel hayatının ihlal edildiği kabul edilebilmektedir.

Yargıtay’a göre unutulma hakkı yalnızca bireyin menfaatini değil, toplumsal barışı ve bireyin yeniden sosyal hayata katılabilmesini de koruyan bir işlev üstlenmektedir.


Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun Yaklaşımı

Kişisel Verileri Koruma Kurulu da 2020 yılında verdiği önemli kararlarla unutulma hakkının uygulanmasına ilişkin esasları ortaya koymuştur.

Kurul, arama motorlarının kişisel veri işleyen veri sorumluları olarak değerlendirilebileceğini kabul etmiş ve bazı durumlarda arama sonuçlarının indeksten çıkarılabileceğini belirtmiştir.

Kurul’un değerlendirmelerinde özellikle şu unsurlar öne çıkmaktadır:

  • Bilginin doğruluğu,
  • Güncellik durumu,
  • Kamu yararı,
  • İlgili kişinin toplumsal konumu,
  • İçeriğin kişinin özel hayatı üzerindeki etkisi,
  • Aradan geçen süre.

Kurul’a göre her talep somut olay özelinde değerlendirilmelidir. Özellikle kamuyu ilgilendiren, güncel önem taşıyan veya toplumsal hafıza açısından değerli bilgiler bakımından ifade özgürlüğü ağır basabilecektir.


Unutulma Hakkı ile İfade Özgürlüğü Arasındaki Denge

Unutulma hakkına ilişkin en önemli tartışma noktalarından biri, bu hakkın ifade ve basın özgürlüğüyle çatışabilme ihtimalidir.

Demokratik toplum düzeninde bilgiye erişim hakkı büyük önem taşımaktadır. Ancak internet ortamında yer alan her bilginin süresiz şekilde erişilebilir olması da bireyin özel hayatı üzerinde ciddi baskılar yaratabilmektedir.

Bu nedenle yargı organları ve veri koruma otoriteleri; bir yandan toplumun haber alma hakkını korurken, diğer yandan bireyin kişilik haklarını gözetmeye çalışmaktadır.

Uygulamada çoğu zaman tamamen silme yerine;

  • İçeriğin anonim hale getirilmesi,
  • İsim bilgilerinin kaldırılması,
  • Arama motoru sonuçlarından çıkarılması,
  • Belirli bağlantılara erişimin sınırlandırılması

şeklindeki yöntemler tercih edilmektedir.


Sonuç

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet, insan hafızasından çok daha kalıcı bir dijital hafıza oluşturmuştur. Bu durum, geçmişte yaşanan olayların yıllar boyunca erişilebilir kalmasına ve bireylerin sürekli olarak eski olaylarla anılmasına neden olabilmektedir.

Unutulma hakkı ise bireyin geçmişindeki belirli olaylardan bağımsız biçimde hayatını sürdürebilmesine imkan tanıyan önemli bir hukuki koruma mekanizmasıdır.

Türk hukukunda bu hak henüz açık bir kanun maddesiyle ayrıntılı şekilde düzenlenmemiş olsa da; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararlarıyla önemli ölçüde şekillenmiştir.

Günümüzde unutulma hakkının uygulanmasında temel yaklaşım; bireyin şeref ve itibarı ile toplumun bilgiye erişim hakkı arasında adil bir denge kurulmasıdır. Bu nedenle her başvurunun kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dijital çağda kişisel verilerin korunması ve bireyin geçmişiyle sürekli şekilde yargılanmamasının sağlanması bakımından unutulma hakkının önemi gelecekte çok daha fazla artacaktır.


Kaynakça

  1. Avrupa Birliği Adalet Divanı, Google Spain SL ve Google Inc. / Agencia Española de Protección de Datos (AEPD), Mario Costeja González Kararı, C-131/12, 13 Mayıs 2014.
  2. Anayasa Mahkemesi, N.B.B. Başvurusu, Başvuru No: 2013/5653, Karar Tarihi: 03.03.2016.
  3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/56, K. 2015/1679, 17.06.2015 tarihli karar.
  4. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2016/15510, K. 2017/5325, 05.06.2017 tarihli karar.
  5. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 23.06.2020 tarih ve 2020/481 sayılı kararı.
  6. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu.
  7. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun.